Haber Detay

KARTPOSTAL VE PULLARDAKİ “RESİMLİ KIZILAY TARİHİ”

Osmânlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin Kartpostalları ve Pulları (1912-1923)
 
Ülkemizin en köklü kuruluşlarından olan Türk Kızılayı’nın çalışmalarını belgelemek, geniş kitlelere duyurmak ve destek sağlamak amacıyla, pul ve kartpostal gibi iki aracı kullanması kaçınılmazdı…
 
Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, yardım çalışmalarına gelir sağlamak amacıyla savaş yıllarında renkli kartpostallar ve pullar basmıştı. Hilâl-i Ahmer kartpostallarını dönemin diğer kartpostalları arasından öne çıkaran en önemli özellik, bu kartpostallarda kullanılmış olan suluboya resimlerin gerçekten çok iyi seçilmesi, kartpostalların renkli baskılarının Avusturya ve Almanya’da son derecede kaliteli biçimde yapılmış olmasıdır. Suluboya resimlerin hepsi çekici pastel renklerle bezelidir ve çoğu imzasızdır.
 
11 Haziran 1868 tarihinde “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adıyla kurulan Türk Kızılayı, II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra, birbiri ardınca gelen Trablusgarp Savaşı (1911), Balkan Savaşı (1912-1913), Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) ve Milli Mücadele (1919-1923) savaşları boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun yaralarını sarmaya çalışmıştır. Bu dönemde renkli pullar ve kartpostallar hazırlanarak satışa sunulmuş, daha sonra geleneksel hale gelen bu çalışmadan elde edilen gelir, kurumun yardım çalışmalarında kullanılmıştır.
 
Ramazan Bayramı’nın birinci gününü kendi kuruluş yıldönümü olarak kabul eden Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, ilk kez 1912 yılında “Hilâl-i Ahmer Çiçeği” adı verilen rozetleri dağıtmaya başladı. 1913 yılında, hem gelir sağlamak, hem de cemiyetin faaliyetlerini geniş kitlelere mal etmek amacıyla Avrupa ve Amerika Kızıl Haç Örgütleri’nden getirtilen örnekler esas alınarak yaptırılmış olan kurşun kalem ve kartpostallar, aynı yıl verilen ilk Hilâl-i Ahmer Balosu’nda ilgililere satılmaya başlandı. 1918 yılına gelindiğinde, Hilâl-i Ahmer kartpostallarının sayısı on sekize, Hilâl-i Ahmer pullarının çeşidi de on ikiye ulaşmış bulunuyordu.
 
Hilal-i Ahmer Kartpostalları
 
Hilâl-i Ahmer kartpostallarını dönemin diğer kartpostalları arasından ön plana çıkaran en önemli özellik, bu kartpostallarda kullanılmış olan suluboya resimlerin gerçekten çok iyi seçilmiş olması ve kartpostalların renkli baskılarının Avusturya ve Almanya’da son derecede kaliteli biçimde yapılmış olmasıdır. Suluboya resimlerin hepsi çekici pastel renklerle bezelidir ve çoğu imzasızdır. 7 Mayıs 1917 günü çıkmış olan Tasvîr-i Efkâr gazetesinde şu duyuru yayınlanmıştır:
 
Hilâl-i Ahmer kartpostalları alınız: dört güzel levha teşkîl eyleyen dört nev’i Hilâl-i Ahmer kartpostallarını her kitâpçı ve kâğıtçıda arayınız. Sûret-i nefîsede (nefis şekilde) Münih’de tab’ etdirilmiş olan bu kartların iştirâsıyla (satın alarak) hem zevk-i bediânızı (zevkinizin güzelliğini) isbât eylemiş, hem de vatana muhabbet, hasta ve mecrûh (yaralı) askere muâvenet etmiş olursunuz. Beheri (herbiri) yirmi parayadır.
 
 
Vatana Muhabbet Yaralılara Muavenet
 
Hilâl-i Ahmer kartpostallarının üzerinde, ortasında sola bakan bir kırmızı hilal bulunan bir siyah damga basılıdır. Bu damganın çevresinde “Taht-ı himâye-i hazret-i mulûkânede Osmânlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti” yazısı yer almaktadır. Damganın üzerindeki dekoratif kurdalede ise Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin savaş zamanı sloganı okunmaktadır: “Vatana muhabbet, yaralılara muâvenet!”
 
Hilâl-i Ahmer kartpostallarının en önemli satış merkezi, hiç kuşkusuz ki, Galatasaray’da açılmış olan Hilâl-i Ahmer Sergisi’nde yer alan seyyar postahane olmuştur. Bu sergide satılmış olan kartpostalların üzerinde “Galatasaray Hilâl-i Ahmer Sergisi” ibaresi de yer almaktadır. Hilâl-i Ahmer Sergisi Talimatnamesi’nin on ikinci maddesinde “Sergi dâhilinde sergiye âid kartpostallar ile iğne, saât kösteği askısı olarak kullanılabilecek bir tarzda bronzdan ma’mûl ve sergi hâtırası olarak satılacak bürolukdan başka hiçbir şey fürûht edilemez (satılamaz)” ifadesi yer almaktadır. Sergi kataloğunun bir sayfası da Hilâl-i Ahmer pulları ve kartpostallarına ayrılmıştır: “İkinci katda, posta şu’besinde Hilâl-i Ahmer Sergisi kartpostalları ve bürolukları satılıyor. Posta şu’besinde Hilâl-i Ahmer Sergisi damga ile mektûb ve kartpostal kabûl olunur.”
 
Hilal-i Ahmet Hemşireleri ve Yaralı Askerler
 
Hilâl-i Ahmer kartpostallarını konularına göre gruplayacak olursak, ilk grupta Birinci Dünya Savaşı yıllarında Hilâl-i Ahmer hemşirelerini cephede ve cephe gerisindeki hastanelerde Osmanlı Ordusu’nun yaralılarına müdahale ederken ve onların iyileşmelerine yardımcı olurlarken gösteren görüntüler yer alır. Toplam on kartpostaldan oluşan bu grupta, hastane odasındaki bir yaralı askere yardımcı olan iki Hilâl-i Ahmer hemşiresi, cephede gözlerini kaybetmiş bir yaralı askere İstanbul’daki hastahane odasında kitap okuyan Hilâl-i Ahmer hemşiresi, bir hasta koğuşunda başından yaralı askerlere müdahale eden iki Hilâl-i Ahmer hemşiresi, hastane bahçesinde yaralılarla birlikte bulunan iki Hilâl-i Ahmer hemşiresi, bir Hilâl-i Ahmer hastanesinin kapısında sedye ile getirilmiş olan yaralıları yönlendiren bir hemşire, yine bir hastane bahçesinde bir tekerlekli sandalyede, diğerleri kolunu ve bacağını kaybetmiş olan üç yaralı askere içecek servisi yapan Hilâl-i Ahmer hemşiresi, cephede göğsünden vurulmuş bir askere müdahale eden Hilâl-i Ahmer hemşiresi, ve cephede sol bacağını kaybetmiş ve bu nedenle madalya almış bir askere hastane odasında Hilâl-i Ahmer hemşireleri tarafından protez ayak takılarak “çakı gibi” bir asker haline getirilmesini betimleyen üç kartpostaldan oluşan bir mini dizi sayılabilir.
 
İkinci grup, Hilâl-i Ahmer’in Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı Ordusu’nun cephedeki yaralılarına yardımcı olabilmek amacıyla gerçekleştirmiş olduğu yaralı ve hasta nakli ve seyyar hastane hizmetlerini betimleyen toplam sekiz kartpostaldan oluşmaktadır. Hilâl-i Ahmer’in çölde develerle taşıdığı eşyaları betimleyen bir sahra hastanesi çadırı, çöldeki bir sahra hastanesine Hilâl-i Ahmer damgalı tıp malzemeleri ikmalinin develerle yapılması, karlı bir dağ başında buzlar üzerinde kurulmuş bir Hilâl-i Ahmer hastanesi, Çanakkale cephesinde savaşan askerlerin arkasında betimlenmiş olan Hilâl-i Ahmer hastanesi, cephedeki yaralıları taşıyan Hilâl-i Ahmer görevlileri, cephede kolundan yaralanmış bir subayı yürüyerek Hilâl-i Ahmer hastanesine götüren bir sıhhiye eri, hem kolundan hem bacağından ve hem de başından yaralanmış bir askeri sırtında cephe gerisindeki Hilâl-i Ahmer hastanesine ulaştırmaya çalışan bir sıhhıye eri, ve cepheden yaralıları atlı arabalarla Hilâl-i Ahmer hastanesine taşıyan sıhhıye askerleri görüntüleri bu gruptadır.
 
Çanakkale Savaşı’nda Hastane Gemisi Kiralandı
 
Üçüncü grup, Çanakkale Savaşı sırasında ortaya çıkmış olan hastane gemisi ihtiyacı nedeniyle, Hilâl-i Ahmer tarafından kiralanmış olan hastane gemisine ilişkin görüntülerdir. Toplam dört kartpostaldan oluşan bu grupta, geceleyin bir kruvazörün projektörü altında görünen Hilâl-i Ahmer hastane gemisi, gece projektörüyle aydınlattığı kazazedeleri filikalarla denizden toplayan Hilâl-i Ahmer hastane gemisi, bir şafak vakti İstanbul limanına varmış olan Hilâl-i Ahmer’in hastane gemisi ve son olarak Hilâl-i Ahmer’in hastane gemisinden sedye ile yaralı indiren sıhhıye erleri betimlemeleri yer almaktadır.
 
Saydığımız bu üç gruba da girmeyen iki kartpostal daha mevcuttur. Bunlardan birincisi arka planda İstanbul’un silüetini, ön planda ise Galata Köprüsü üzerinde “Hilâl-i Ahmer çiçeği” olarak anılan Hilâl-i Ahmer rozetinin satışını yapan kadın görevlileri göstermektedir.
 
Sultan V. Mehmed Reşâd’ın Portresi de Kartpostal Oldu
 
Son kartpostal ise Sultan V. Mehmed Reşâd’ın Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’ne gelir getirmesi amacıyla Avusturya’da yayınlanmış olan “Tasvîr-i hümâyûnu”nu, yani portresini taşımaktadır. Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin ünlü yöneticisi Dr. Besim Ömer Paşa 13 Ekim 1915 günü dönemin sadrazamı Mehmed Said Paşa’ya hitaben bir yazı kaleme almış, cemiyetin “ciddi miktarda gelir”e ihtiyacı olduğunu belirterek, Sultan V. Mehmed Reşad’ın portesinin Viyana’da bir Hilâl-i Ahmer kartpostalında basılmasını istemiştir. Bunun üzerine, Sultan V. Mehmed Reşad hemen Said Paşa kabinesinin reyine başvurmuş, kabine üyelerinin görüşünü ve onayını aldıktan sonra da 27 Ekim 1915 günü gerekli irade-i seniyyeyi vermiştir. Elimizde üzerinde Sultan V. Mehmed Reşad portresi ve “Pictomer, Wien 1915” imzası bulunan kartpostal işte bu izin üzerine yayınlanmıştır.
 
Hilal-i Ahmer Pulları
 
Hilâl-i Ahmer pullarının çıkarılması üzerine Servet-i Fünûn dergisinde bir yazı kaleme alan Mahmûd Sâdık, “damlaya damlaya göl olur” atasözünü okurlarına hatırlatarak, Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin bu yardım pullarını çıkartmak yoluyla kırk paralık, hatta on paralık bir serveti olan kişilerin bile artık cemiyete bağışta bulunabilmelerini kolaylaştırdığını belirtiyordu. Artık bu yardım pullarını satın alan kişilere bağışlarının karşılığını göstermenin Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’ne, bu kampanyaya katılımın arttırılmasını sağlama görevinin de Osmanlı basınına düştüğünü vurguluyordu. Hilâl-i Ahmer Cemiyeti de yaptığı bazı yayınlarda kendisinin varoluş nedeninin, tek dayanağının ve devamının biricik sebebinin “millet”in desteği, dayanışması ve insani duyguları olduğunu vurguluyor ve hemen ardından ekliyordu: “Kartpostallar ve pullar harbden sonra Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin dâimî vâridâtı (sürekli geliri) olacaktır.”
 
Renkli Pullar Dört Seriden Oluşuyor
 
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin pul koleksiyonunu oluşturan renkli pullar 1910, 1911 ve 1916 yıllarında çıkarılmış dört seriden oluşmaktadır. İlk seri, onar paralık beş puldan oluşan bloklardır. Bu pullarda sırasıyla, at sırtında yaralı taşıyan sıhhiye eri, sedyede yaralı taşıyan sıhhiye eri, Hilâl-i Ahmer’in hastane gemisi, yataktaki yaralıya bakan Hilâl-i Ahmer hemşiresi ve sırtında yaralı taşıyan sıhhiye eri resimleri vardır. Daha özenli basılmış olan ikinci seri, altılı bir blok haline çıkarılmıştır ve bu seride sırasıyla İstanbul silueti, Hilâl-i Ahmer hemşiresi, deve sırtında sağlık malzemesi nakli, sıhhiye eri, üç sıhhiye görevlisi ve atlı ambulanslar resmedilmiştir. Üçüncü seri olarak bilinen pullar, ilk serinin üzerine Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşanan büyük enflasyon rakamları nedeniyle birinci serideki “on para” ibaresinin üzerine “yüz paradır” sürşarjı basılarak elde edilmiştir. Dördüncü olarak, bir de daha çok dörtlü bloklar halinde görülen on para değerindeki kırmızı, siyah ve beyaz Hilâl-i Ahmer pulları bulunmaktadır.
 
 

 

Not:  Yavuz Selim Karakışla’nın, "Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'nin Kartpostalları ve Pulları 1912-1923", "Toplumsal Tarih", Eylül 2004, sayı: 129 ve Hilal-i Ahmer’den Kızılay’a yayınlarından derlenmiştir.