Haber Detay

HİLAL-İ AHMER’İN İYİLİK MELEKLERİ


Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi bir kadın kuruluşu olduğundan, Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Meşrutiyet’le amaçlanan çağdaşlaşma ruhunu yansıtmakla da yükümlü olmuştu. Bu göreviyle kadının toplum içinde yer sahibi olmasına öncülük eden Merkez, kadınların sosyal hayata katılmaları konusunda da toplumsal bir rol de üstlenmişti.

Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi’nin kurulmasına yönelik sistematik çalışmalar 1910 yılında başlamış ve geçirilen evreler dolayısıyla bu girişim toplumsal destekle karşılanmıştı. Hatta dönemin Dışişleri Bakanı Rıfat Paşa’nın eşi ilkin Hilal-i Ahmer Kadınlar Heyeti adını alan bu merkezin kurulmasına öncülük etmişti.

İkdam Gazetesi’nin 15 Mart 1910 tarihli nüshasında yayımlanan “Hilal-i Ahmer Encümen-i Nisvanı” başlıklı makale kadınların aile dışında da ülke için yapacağı bir takım büyük hizmetler olduğunu vurguluyordu. Makale Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi girişiminden henüz haberi olmamış kadınlara yapılan bir katılım çağrısı ile son buluyordu.

Cemiyet kurulur kurulmaz üyeler amaçlanan etkinlikler için para sorununu görüştüler. Hayır kurumlarının kendi fonlarını oluşturmaları doğal bir zorunluluk olduğundan, hemen kuruma gelir getirecek adımlar atılmaya başlandı. İlk olarak dört güren süren bir sergi düzenlenerek hem İmparatorluğun hem de Avrupa’nın çeşitli yerlerinden kuruma bağış olarak gönderilen hediyelik eşyalar satıldı. Basın serginin duyurulmasında yardımcı olmuştu. Günlük gazeteler tanıtıcı haberler yayınlamakta adeta yarışmış, Tanin Gazetesi “Hiçbir şey satın alınmasa da 5 kuruş duhuliye vererek bu hayırlı işe katılmak hanımlarımız için pek tatlı bir vazife-i cemiyet olacaktır” diyerek adeta bütün İstanbul hanımlarını katkıya çağırmıştır.

Adım adım güçlenen Hanımlar Merkezi’nin tam anlamıyla örgütlenmesi 1912 yılını buldu. Hanım Merkezi’ne sadece sıradan bir hayır kurumunun kadınlar kolu olarak bakmak doğru değildir. Hilal-i Ahmer’in kuruluşundan sonra Osmanlı İmparatorluğu üst üste büyük savaşlara sürüklenmişti. Dolayısıyla, Hilal-i Ahmer Cemiyeti gibi Merkezin görevleri de çok boyutlu olmuştu.

Merkeze üye hanımlar cephede askere bakmış, yiyeceğinden, giyeceğinden, sağlığına kadar askere katkıda bulunmuştur. Cephe gerisinde sivillere eğilmiş, savaşlardan kaçarak Osmanlı topraklarına sığınan binlerce göçmenle gelen sorunlara da bu merkez yardımcı olmuştur.

Bunun yanı sıra birçok kez değinildiği gibi Merkez bir kadın kuruluşu olduğundan, Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Meşrutiyet’le amaçlanan çağdaşlaşma ruhunu yansıtmakla da yükümlü olmuştu. Bu göreviyle kadının toplum içinde yer sahibi olmasına öncülük eden Merkez, etkinlikleri çerçevesinde ülkede kadın-erkek birlikteliğine kapı aralamak gibi toplumsal bir rol de üstlenmişti.

Hastane Etkinlikleri

Hanımlar Merkezi hastanelerde de hemen örgütlendi. Merkezin kurulmasından hemen sonra yaralı askerlere ayrılan Saray-ı Humayun Hastanesi’nde hepsi de üst düzeydeki devlet görevlilerinin eşlerinden oluşan bir grup hanım, aynı yerde Kızılhaç adına çalışan ve Fransız Elçisi’nin önerisi ile kendilerine katılan Fransız hanımlarla birlikte buradaki yaralı askerlerin bakımını gönüllü olarak üstlendiler.

Savaş ilerledikçe hele göçmenler de gelmeye başladıkça yükü gitgide artan Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nden beklentiler de çoğalmıştı. Merkeze gelir sağlamak amacıyla Dr. Besim Ömer Paşa’nın önerisi üzerine, Trablusgarp Heyet-i Sıhhiyesi’nden bütün yurtta satılmak üzere çeşitli asker kartpostalları istenmişti. Bu kartpostallar Hilal-i Ahmer amblemi ve mührüyle damgalandıktan sonra çoğaltılıyor ve yaygın biçimde satışa sunuluyordu. Elde edilen gelirse Hilal-i Ahmer’e kalıyordu.

Çiçek Günleri

Hanımlar Merkezi Cemiyet’e gelir getirici bir dizi etkinlikler hazırladı. Piyango biletleri, rozetler ve çiçekler satıldı. Sergiler ve müsamereler düzenlendi. Hanımların bir araya getirildiğinde sevindirici miktarlara varan bu satışları büyük ilgi ile karşılandı. Bunun üzerine Cemiyet, 1913 yılında Ramazan Bayramı’nın ilk günü, Hilal-i Ahmer adına halka çiçek satma kararı aldı. Çiçek satışı üye hanımlar tarafından yürütüldü. 1913 Temmuz ayından başlayarak pek çok Türk kadını, ellerinde taşıdıkları kırmızı ay işareti olan sepetlerden halka çiçekler sattılar. Bu satışlardan elde edilecek gelirin hasta ve yaralılara yardım için kullanılacağı yaygın bir biçimde duyurulmuştu. 1915 yılında yayımlanan ilk Hanımlar Takvimi’nde Hilal-i Ahmer Çiçek Günü’nün çok olumlu bir giriş olduğu vurgulanmış ve Mehmet Sadık imzalı yazıda şu ifadelere yer verilmişti: “Bir çiçek mukabilinde candan kopup verilecek para ile yalnız bir hissi insaniyet tatmin edilmiş, mukaddes bir vazife ifa olunmuş, bir borç, bir insaniyet borcu eda kılınmış demek değildir. Heder olabilecek bir hayatı kurtarmak için atılmaktır.”