Haber Detay

"BARIŞI TAŞIYAN VAPUR" KURTULUŞ

1940 Ekiminde Yunanistan, İtalyan ordusunun saldırısı ile kendini II. Dünya Savaşı'nın ortasında buldu. Almanlar'ın da desteğini alan acımasız Mussolini kuvvetlerine karşı Yunanlılar ancak 6 ay direnebildi.
 
Naziler, barış zamanında dahi topraklarında yetişen ürünlerin yiyecek ihtiyacını karşılamaya yetmediği Yunanistan’ı işgale, yiyecek stoklarına el koyarak başladı. Avrupa'da ilerleyen Alman ordusuna gereken kumanya için buğday depoları, mandıralar, çiftlikler, süratle yağmalandı.
 
Birkaç ay içinde açlıktan ölümler başladı. Bir lokma ekmeğe muhtaç kalan Yunan halkı, çaresizlik içindeydi. Atina sokaklarında açlıktan ölenler, kamyonlarla toplu mezarlara taşınıyordu. Sivil halkın yaşadığı bu dehşet günleri uzun sürecek ve Yunanistan, savaş süresince 70.000 kişiyi, bu felakete kurban verecekti.
 
Aynı günlerde Türkiye'de de kıtlık yaşanıyordu. Tarımda çalışabilecek nüfusun büyük bölümü savaşın başlarında askere alınmış, yiyecek stokları, olası bir savaş ihtimaline karşı, orduyu beslemek üzere ayrılmıştı. Buna rağmen Türk halkı, komşu ülkede yaşanan büyük açlığı anlatan haberleri dikkatle takip ediyor, bir an önce bir şeyler yapmak istiyordu.
 
Sonunda İsmet İnönü, 19 yıl önce topraklarından attığı düşman ordusunun halkına yardım etmek için alınan karara imza attı. Yunanistan'a dostluk elini uzatan ilk ülke Türkiye olacak, yurt çapında başlatılan kampanya ile komşuya yiyecek ve ilaç gönderilecekti. Herkes dişinden artırdığı birkaç lokmayı yardım merkezlerine bırakıyor, yiyecek paketleri İstanbul limanına taşınıyordu.
 
Hükümet, yardımları Yunanistan'a götürmek üzere, Tavilzade şirketinden 1882 yılı yapımı 2400 tonluk, bir kuru yük gemisi kiraladı. Geminin adı 18 yıl önce Yunanistan ile yaşanan savaşla aynı adı taşıyordu: KURTULUŞ.
 
Kurtuluş Vapuru dört tarafına Kızılay amblemleri konularak sefere hazırlandı. Vapur, toplanan 2000 tonluk gıda yardımı yüklü olarak 6 Ekim 1941'de, Karaköy rıhtımından, binlerce kişi tarafından gözyaşları içinde uğurlandı.
 
Vapur, Pire limanına vardığında Türkçe ve Yunanca sevinç çığlıklarıyla karşılandı. İndirilen her yiyecek paketi, limana varan her kutu ilaç, Alman askerlerinin sert bakışları altında, halkın açlıktan "Kurtuluş"unu müjdeliyordu.
 
Kurtuluş Vapuru, sonraki aylarda 4 sefer daha gerçekleştirerek yaklaşık 8.000 ton insani yardımı, Yunan halkına ulaştıracaktı. Ta ki o güne kadar...

20 Şubat'ı 21'ine bağlayan gece, iki gün önce 2000 ton yiyecekle İstanbul'dan ayrılan Kurtuluş Vapuru, Marmara Adası açıklarında şiddetli bir fırtınaya yakalandı. Yoğun tipi, metrelerce yükselen dalgaların arasında adeta bir fındıkkabuğu kadar kalan Kurtuluş'u kıyıya doğru sürüklüyor, vapurun yaşlı gövdesi adeta inliyordu. Dört saat süren müthiş mücadele sonunda kayalıklara bindiren gemiyi, mürettebat gözyaşları içinde terk etti. Günün ilk ışıkları fırtına bulutlarının arasından denizi aydınlattığında Kurtuluş, kendisini bekleyen binlerce Yunanlının umutlarıyla birlikte, Marmara Denizi'nin soğuk sularına gömüldü.
 
Talihsiz vapurun 34 kişilik mürettebatı, Marmara Adası'na sığınarak kurtuldu. Saatler süren yürüyüşten sonra Pulatya Köyü'ne varan kazazedeler, daha sonra İstanbul'a getirildi.
 
Batışının üzerinden 64 yıl geçen Kurtuluş Vapuru ise, kayıtlarda Hayırsız Ada’da battığı sanılmasına rağmen, bugün Marmara Adası'nın Saraylar Köyü yakınlarında 25 ile 43 m derinliklerde yatıyor.
 
Kurtuluş gemisinin batışıyla Yunanistan'a yapılan insani yardım seferleri, 6 ay kadar aksadı. Ancak Türkiye, konuya olan hassasiyetini korudu ve toplam 50.000 ton gıda yardımını "Dumlupınar", "Tunç", "Konya", "Güneysu" ve "Aksu" gemileri ile 1946 yılına kadar Yunanistan'a gönderdi.

ANCAK YUNAN HALKININ YÜREKLERİNDE TÜM BU GEMİLERİN ADI, KURTULUŞ OLARAK KALDI.

Yapım Yılı : 1883
Yapım Yeri : İngiltere, Caird Purdie&Co., Barrow Tersanesi
Boyutları : 10,6m x 76.4m x 6.4 m
Kapasite : 2735 grosston
Tipi : Kömür Yakıtlı Buharlı Gemi
Motor Tipi : 2 silindirli 900 hp
Tarihçesi :
1883 "SS Eurpides" Yunan
1915 "N41" Rus Donanması
1918 "SS Michael Archangel" Sırp
1924 "SS Teşvikiye" Türk
1930 "SS Bülent" Türk
1934 "SS Kurtuluş" Türk, Tavilzede Kardeşler
6 Ekim 1941 Yunanistan'a ilk Seferi
22 Şubat 1942 Marmara Adası Kıyılarında Batışı

Kızılay Komşu’nun Da Kara Gün Dostu

“Alman işgaline uğrayan Yunanistan’da açlık ve sefalet baş gösterince, Türk halkı daha 20 yıl önce kendi topraklarını işgal etmiş olan Yunan halkının sıkıntılarını görmezden gelememişti. Büyük duyarlılıkla neredeyse bir kampanya ile bu komşu ülke için para, yiyecek ve gıda toplanmıştı. Kızılay, o dönemin parasıyla 28.861 lira harcayarak kuru sebze, meyve, tuzlu balık, yumurta gibi erzakın Türk vapurlarıyla 12 seferde Pire Limanı’na taşınmasını sağladı. Kurum, halkın topladığı başka tüketim malzemeleri ile 505.908 lira 51 kuruşu da üzerine 43.398 lira, 5 ton sabun, ayrıca yiyecek ve içecek de katarak Konya Vapuru ile Yunanistan’a gönderdi.

Kurtuluş’u Ölümsüzleştiren Belgesel

Yunanistan’da halen sevgi ile hatırlanan Kurtuluş Vapuru, sonunda belgesel oldu. Erhan Cerrahoğlu yönetiminde 15 kişilik Demo Productions ekibi tarafından 1,5 yıllık çalışma sonucu hazırlanan belgesel ‘Barışı Taşıyan Vapur: Kurtuluş’ adını taşıyor. Tarihin tozlu sayfalarında kaybolan bu öykünün Yunanistan’da halen hatırlandığını da belirleyen ekip, dönemin canlı tanıklarına ulaşarak bir dizi röportaj yaptı. Özellikle 2. Dünya savaşında 70.000 kişinin açlıktan öldüğü Pire ve Atina’da sağ kalanlar Kurtuluş Vapuru’nu, kurtarıcıları olarak görüyor. Usta oyuncu Çetin Tekindor’un seslendirdiği “Barışı Taşıyan Vapur: Kurtuluş” belgeselinin müzikleri Derya Köroğlu’nun. Belgesel için Kurtuluş vapurunun az sayıdaki fotoğrafından yola çıkılarak 3 boyutlu animasyonları yapılmış. Tarihin tozlu sayfalarında kaybolan bu öykünün Yunanistan’da halen hatırlandığını da belirten Erhan Cerrahoğlu, “Çalışmamızın bir diğer ayağı da Yunanistan oldu. Orada savaşı yaşamış gaziler derneği üyeleriyle görüştük. Yaşananlar zihinlerde taptaze hâlâ duruyordu, gazilerin söylediğine göre Kurtuluş, o dönem adeta bir efsaneydi. Kurtuluş’un limana demirlemesi, Atina’nın boşalıp Pire Limanı’na akması demekti ki bu, adeta bir şölendi” diyor.

“Kurtuluş’un Anıtı Yapılmalı”

Yunanlı tarihçi Dr. Georgeos Margaritis: “O dönem durum gerçekten çok acıklıydı. Kurtuluş gerçekten gözle görülür biçimde ulaşan tek yardımdı ve bunun sonucunda; insanların gözünde değeri ölçülmez oldu. Onu hatırlatacak bir anıt yapılmalı”

Basiliov Miholis: “İnsanlar şehirden Pire’ye gidiyorlar ve sabırsızlıkla Kurtuluş’un gelişini bekliyorlardı, bir ihtimal indirilen çuvallardan biri delinip de bir şeyler kapabilirim düşüncesiyle...”

KoulisGeorgiadis:
“O zamanlar tüm ailelerin, ekmek gibi ihtiyaçlarını cüzi de olsa karşılayabilmeleri için verilen, ekmek karneleri vardı. Aileden biri öldüğü zaman, ölümü kaydettirmiyor ve gizlice mezarlığa taşıyıp terk ediyorlardı. Böylece karne ellerinde kalıyor ve biraz daha yemek alabiliyorlardı.”